|
Daha önce başka bir yerlerde okumuş olduğum ve çok hoşuma giden bir yazıyı bir arkadaşım mailime göndermiş. Aşağıda yapılan tespitler belki sizi güldürebilir ama bir hekim olarak beni yalnızca düşündürüyor. Bu yazılanlar hiç abartısız, benim ve pek çok meslektaşımın her gün yaşadığı şeyler.. Ben hastaların ve hasta yakınlarının içinde bulundukları durum itibari ile her zaman çok sağlıklı düşünemediği ve maalesef toplumumuzun büyük kısmının hala sosyokültürel olarak çok da gelişmediği gerçeğinin farkındayım ve tüm bu yaşananlar nadiren beni üzüyor ya da şaşırtıyor. Eğer bir melek ya da azize değilseniz ve biraz önce bahsettiğim gerçeklerin farkında değilseniz, bu meslek bazen çok yıpratıcı olabiliyor..
Parantez içindekiler şahsi fikirlerim;
Sevgili hastalarımız ve yakınları 1. Eğer bizi kahve makinasının başında ya da sigara molasında yakalarsanız, muhakkak hastalıklarınızla ilgili bir soru sorun. Bizim dünyada zevk aldığımız tek şey tıptır ve molayı sizin sorularınızı yanıtlamak için verdik. (Biliyorum, hastanızın durumu için o kadar endişelisiniz ki bizim de arada dinlenmeye ihtiyacımız olduğunu unutuyorsunuz)
2. Evdeki ilaçlarınız iyi gelmiyorsa, hemen bizi telefonla arayın. Telefondan teşhis koymak gibi müthiş bir yeteneğimiz vardır. (Evet ,lütfen bunu yapmayın!)
3. Ayaküstü, merdiven aralığında, kapı arkasında veya asansörde karşılaştığınızda hemen oranızın buranızın ağrıdığını anlatmaya başlayın,biz her an sizi düşünürüz ve zaten asansöre de hastalarla karşılaşabilmek için bineriz. (Az önce asansörde karşılaştığım kat görevlisi arkadaşım, çarpıntın olduğunu söylüyorsun ama ben hala yüzüne bakarak teşhis koymayı beceremiyorum hastaların, sen bir polikliniğe gelsen hani )
Vur yüzüme yüzüme 4. Gazetede okuduğunuz asparagas tıp haberleri hakkında doktorları her fırsatta sıkıştırınız. Çünkü gazeteciler her zaman tıp konularını doktorlardan daha iyi bilirler ve her yazdıkları doğrudur. Böylece doktorun bilgisizliğini ve açıklarını yüzüne vurma fırsatını yakalamış olursunuz. (Heh heh, bu konuda beni sıkıştırmaları çok zor, onlardan önce o abuk subuk şeyleri okumuş olurum zaten )
5. Doktorlar sinirsiz insanlardır, hatta insan değil robotturlar, yorulmaz, uyumaz, tatil yapmaz ve sinirlenmezler İstediğiniz kadar, hatta sonsuza kadar soru sorabilirsiniz, hatta sorduğunuz soruların cevaplarını dinlemek zorunda bile değilsinizdir. Doktor önceki soruya cevap vermekteyken, yeni soru sorabilirsiniz, doktor buna hiç alınmaz. Üstelik, doktora sorduğunuz ve cevabını aldığınız konuda, doktorun dediklerini uygulamak zorunda bile değilsiniz. Ama iyileşmediğinizde doktorun dediklerini uygulamadığınız halde doktora hesap sorma hakkınız vardır. (Evet, bir de benim ekleyeceğim bir şey var, daha önce kullandığınız ilaçları sakın yanınızda getirmeyin, isimlerini de ezberlemeyin, doktorunuzun gözleri röntgen gibidir, yüzünüze bir bakışta kanınızda hangi ilaçtan hangi dozda var, hemen tespit edebilir. Bir de daha önce yapılan tahlilleri yapılır yapılmaz çöpe atın, kalabalık yapmasın evde, nasılsa ileride yenileri ile karşılaştırma yapmaya gerek duymayan, önceki durmunuzu müneccimlik kabiliyeti ile şıp diye tahmin eden bir doktorunuz var karşınızda.)
Yemin ederim ki 6. Doktor olurken, nasıl olsa Hipokrat Yemini ettik ya, doktorları kızdırsanız bile onlar size sonsuza kadar köle gibi hizmet etmeye mecburdurlar. Hakaret edebilirsiniz, üstüne yürüyebilirsiniz, şikayet edebilirsiniz, sağda solda aleyhinde konuşabilirsiniz ama işiniz düştüğünde hiç utanmadan yine kendinizi ellerine teslim edebilirsiniz, ne de olsa Hipokrat Yemini etmişlerdir. (Evet, eğer bir de sosyal güvenceniz yok ve kendi cebinizden ödediğiniz parayla muayene oluyorsanız, tüm hastahane o an itibari ile sizin hizmetinize girmiş durumdadır, doktorunuzun iki eli kanda olsa sizinle görüşmek için işini bırakıp gelebilecek konuma sahiptir. Para verdiniz ya doktorunuzun branşı önemli değildir, her konudaki şikayetlerinizi anlatıp tedavi talebinde bulunabilirsiniz, özel hasta olduğunuz için, doktorunuza o an öyle bir vahiy gelir ki yukardan, birden tüm hastalıklardan anlar bir konum alırlar.) 7. Doktorlara danışmadan kendi kendinize her türlü tedaviyi yapabilirsiniz, hastalığınız daha da kötüye gittiğinde doktor sizi her durumda kurtarır, sorun değil. (Özellikle komşunuza iyi gelmişse mutlaka sizi de iyileştirecektir, korkmadan kullanın!)
Doktor eşi de bilir 8. İlacın acı olduğundan ve iğnenin yaktığından dolayı doktora kızmakta serbestsiniz. Çünkü sizi doktor hasta etmiştir. Ve ilacın tadını doktor ayarlamıştır. (İlaç yan etkisi diye bir şey yoktur aslında, doktor özellikle size zarar verecek ilaçları yazmıştır zaten reçetenize )
9. Verilen ilaç "kanser yapar mı?" diye sorunuz. Çünkü Allah'ın cezası doktor sizi kasıtlı olarak hasta etmeye çalışmaktadır. Hamileyseniz verdiğiniz ilacın çocukta bir sakatlık yapıp yapmayacağını doktora sorun, çünkü doktor sizin sakat bir çocuk doğurmanızı istemektedir.
10. Doktorlar tüm dünya tıbbını bilirler, cildinizdeki kaşıntıyı beyin cerrahına rahatça danışabilirsiniz. Sadece karşılaşmış olmanız yeterlidir, uzmanlık alanı diye bir kavram tamamen palavradır. (Bir zamanlar bir hastamın genel durumu kötü olduğu için, telefon numaramı vermiştim, gece gazı olduğu için, olmadık zamanlarda grip olduğu için, başka doktorlar tarafından verilen ilaçların yan etkileri için zamanlı zamansız aranınca, telefon numarası olayına sınırlamalar getirmek zorunda kaldım)
11. Doktorun evine telefon ederek, doktor evde yokken eşine hastalığınızla ilgili soru sorabilirsiniz, mutlaka bilecektir. Doktor eşidir ya, mutlaka bilir. (Onu bunu bilmem ama görümcem artık kas ağrısı ile kalp ağrısını ayırt etmeyi öğrendi, ilerde gelebilecek herhangi bir hasta telefonun akarşın onu donanımlı bir şekilde hazırlıyorum )
(12. Kendiniz muayeneye geldiğinizde yanınızda gelen kişilerin de yakınmları varsa, çekinmeden doktorunuza onları da sorun, zaten doktorunuz hasta yakınları da istese de muayene etsem diye sizden talep bekler durur. Dışarda bekleyen gerçek hastaların hakkını falan yemiş olmazsınız, doktorun zamanını alırken, rahat olun.)
Bu şikayetlere hiç maruz kalmayan doktorlar da var mı? Var tabii, onlarda branşlaşma denilen doktor zaafından eser yok, insan vücudundaki hemen her sisteme o kadar hakimler ki, onlardan öğrenecek çok şeyimiz var, çoooook! 

Ama tüm bu olumsuzluklarının yanında meslek tatmininin hat safhada yaşandığı işlerden biri olduğunu da çok rahatlıkla söyleyebilirim.. Sabrımı ve hoşgörümü geliştirdikleri için de, bir nevi nefis terbiyesi verdikleri için de aslında hastalarıma teşekkür borçluyum 
Ve ayrıca buradaki durumlar sıkça yaşansa da genel hasta popülasyonu asla temsil etmez. Bizler de hiç mi suç yok? Tabii ki bizler de zaman zaman hata yapabiliyoruz. Bazen hasta ve iş yoğunluğu arttığında, konsantrasyon problemleri yaşamaya başladığımızda, konuşmaktan ağzımız kuruduğunda, aynı şeyleri anlatmaktan sabır sınırlarımız zorlandığında, yüksek sesle konuşabiliyoruz, karşımızdaki insanı rencide edebiliyoruz. (Ki buna son derece dikkat ederim)
Tüm çabamızın farkında olup da bir küçük tebessüm eden, teşekkür eden, ve bizim için en içten dualarını esirgemeyen hastalarıma da haksızlık edemem.
|
• 2007-07-25 04:44:25 - !